Atalarımızdan Gelen Kadın Profili

Atasözlerimiz de kızlık çağından itibaren kadının profili şöyle çizilmektedir: Kız daha beşikte iken çeyizi hazırlanmaya başlanır. Kızı olan bahtlıdır ama kız çocuğunun sorunları ve sorumlulukları çok ve çesitlidir. Kızlar giyime ve süse düşkündür. Öyle ki bir evde iki kız olursa her biri bir taraftan aileyi sıkıştırır. Yedi yaşından sonra kızın ayağı yere değer, onbeşinden sonra evlendirilir. Evlenirken kızın uzun saçlısı tercih edilir. Deli kız tercih edilmez çünkü deli gelin olur. Evlenilecek kızın özellikleri sağdan soldan araştırılarak öğrenilir. Kızın soylu ve köklü aileye mensup olmasına dikkat edilir. Kız sevdiğine verilir. Evlenilecek kızın kız olmasına dikkat edilir. Evlenmekte acele eden kız mutlu olmaz. Evlilikte kız erkekten yasça küçük olmalıdır. Mesleği çobanlık olan kimseye kız verilmez. Kız bildiği her şeyi annesinden öğrenir zira ana ile kız birbirinden ayrılmaz bütündür. Annenin evlilik yaşantısı kızına aynen akseder. Kız halasına çeker. Kızın terbiyesinde gerekirse dayaktan kaçınılmaz, aksi takdirde istenmeyen durumlarla karşılaşılabilir. Atalarımızın bizlere aksettikleri konular bu şekildedir ve atasözleri bu şekilde yaşanarak yorumlanmıştır. Kızın bu duruma devam edersek;

Kadın evleneceği erkeği önceden tanımalıdır. Kadının çocuksuz olması hoş karşılanmaz. Bir kadının kız doğurması istenmeyen, erkek doğurması ise istenilen ve övünülen durumdur. Kadın her zaman kocasının çıkarıp attığı çarık gibi terk edilebilir durumdadır. Becerikli olup olmama durumu tamamen kadına bağlıdır. Evi ev eden kadındır ancak kadının geçimini koca sağlar. Kadın erkeğin eşidir, sesi erkeğin kalbine ferahlık verir ve uğurludur. Kadın erkeğine olan sevgisini başkalarının yanında değil yalnız kalınca göstermelidir. Kadın da erkek kadar güçlü ve yüreklidir. Kadın sadıktır ancak asla şımartılmaz. Kadın başkasına emanet edilmez. Kadın evin hem yapıcısı, hem de yıkıcısıdır. Erkeği vezir etmek de rezil etmek de kadının elindedir. İş bilmeyen kadın dile düşer. Ar ve namus iyi kadınlarda bulunması gereken özelliklerdendir. Kadının ömrünün önemli kısmı mutfakta geçer, bu yüzden kadın evinin hem hanımı hem hizmetçisidir. Kadın gerek ev idaresinde gerekse toplumsal hayatta kendisini kocasına göre ayarlar. Bir kadının yalnızca tek kocası olmalıdır. Kocasını saymayan kadın evden uzaklaştırılır. Güzel kadın kocası için tehlikelidir. Çirkin kadın güzel kadından daha beceriklidir çünkü daha az gezer. Hizmetçi veya evlatlık alınan ve ev işlerinde çalıştırılan kadın kültürlü erkek için iyi eş olamaz. İyi kadın kendisini kocasına dövdürmez. Kocasının kıyafeti temiz ve düzgündür. Kadın yapısı geregi eğlenceye düşkündür ve nefsi erkeğinkinden daha kuvvetlidir. Kadın kalbi erkeğe göre daha merhametlidir. Erkekler tarafından saçı uzun aklı kısa olarak nitelenen kadın erkeğe göre daha az akıllı görünmekle beraber daha kurnazdır. Bu yüzden kadından korkmayan yanılır.

Atasözlerimizde “Saçları uzun olduğu için akılları kısa olduğu söylenen (sözde şaka olarak) kadınlara karşıt olarak; saçları kısa olduğu için erkeklerin akıllı oldugğuna inanılıyor. Saçın uzun ya da kısa olmasıyla zeka düzeyi arasında kuskusuz nesnel bağ yoktur.”. “Saçı uzun aklı kısa” deyimi ile “kaz kafalı” deyimleri arasında bağ kurulmakta ve her iki deyimde de “bir yandan cinsel yaşamın, bir yandan da o cinsel yaşamla özdeşleştirilen kadının kötülenmesi” ortaya çıkmaktadır (Karabaş, 1999:383).

Haber edinmede kadın güvenilir bir kaynak değildir. Bunun yanında ataerkil Türk toplumunda erkek “evleneceği kadına yada evlendiği karısına değil de kız kardeşine güvenir” (Karabaş, 1999: 277). Kadın aynı zamanda sır saklayamadığı için sırdaş da edilmez. Ancak arada sırada da olsa kadının sözü dinlenmelidir. Kadının eli erkeğin cüzdanına değmez çünkü bereketi gider. Kadın malı ile övünülmez.

Türk toplumunda bugün özellikle kadınların itiraz etmelerine rağmen geleneksel olarak evlenmelerde kadın “alınan”, erkek ise “alan” kişidir (Karabaş, 1999:384). Bu yapı geçerliliğini günümüzde hala korumaktadır.

Kadının karşıtı olarak kullanılan erkek kelimesi ile ilgili olarak atasözlerinde cinsiyet ayrımına yönelik kelimeler arasında oğlan, er, ergen, erkeği görüyoruz. Eski nazım ve nesir türündeki metinlerde de erkek karşılığı olarak er kullanıldığını görürüz.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Menü
Giriş