Atasözleri Özellikleri

Atasözleri; mani, türkü, masal gibi edebi bir tür olarak bağımsız varlığa sahip değildir. Atasözleri ya folklör türünden metin içinde yada günlük konuşmalarda geçer. Ancak dili süsleyen tek sanat unsuru olduklarından onları birtek araya toplayıp ayrı tür gibi incelemek ihtiyacı duyulmuştur.

Atasözlerini, biçim ve içerik olarak, günlük konuşmalardan ayıran özellikler vardır : Anlatımda açıklık, özlülük, anlatım tonunda kuruluk. Şiirlerle sadece sağduyu yönünden ilişki kurar. Bundan dolayı bazı atasözleri ölçülü ve kafiyelidir. Bu unsurlar, özellikle akılda daha iyi kalması için kullanılmıştır.

Türk atasözlerinin bütünü yapı ve görev yönünden aynı grupta toplanamaz. Bu yüzden atasözlerimizi şöyle sınıflandırabiliriz :

  • Atasözü niteliğindeki deyimler. Bunları günlük dildeki deyimlerden ayırmak çok güçtür. Bu grubuda küçük bir alt gruba ayırabiliriz :
    • Atasözü görünümündeki basit deyimler : İki ayağı bir pabuca sokmak.
    • Özel durumlarda kullanılan örnek deyimler : Tut kelin perçeminden.
    • Karşılaştırmalı deyimler : Keremin arpa tarlası gibi yanmak.
  • Asıl atasözleri : Bir davranış kuralını, akıllıca bir yargıyı dile getirir. Asıl atasözleri anlatımdaki özelliklerine göre ikiye ayrılır :
    • Bir gözlem veya yargı görünümündeki atasözleri : Bir davranış kuralı öğreten yada ders verenler. Yargıya örnek : Kanı kan ile yumazlar, kanı ile yurlar. Gözlemden doğan yargıya örnek : Taşıma su ile değirmen dönmez. Gözleme örnek : Hak batıldan ağlamadı, akan dereyi kimse bağlamadı. Bu bölüme giren mevsim, hava, tarım, hayvanlar ve benzeri üzerine sayısız atasözü vardır.
    • Doğrudan doğruya bir emir, öğüt, yasak belirtenler : Bu tür atasözlerindeki fiiller olumlu yada olumsuz, daima emir halindedirler. Örnek : Gözün ile gördüğünü eteğin ile ört.
  • Fıkra türünden atasözleri : Çok kısaltılmış hikaye yapısındadırlar. Örnek : Deveye sormuşlar : “Boynun neden eğri?” “Nerem doğru ki…” demiş. Bu gruptaki atasözleri görevleri yönünden birinci gruptakilere yakındır.

Atasözlerini söyleyiş yönünden de birbirinden ayırmak mümkündür : Nazım ögesi taşıyanlar, nesir olanlar. Nazım ögesi taşıyan atasözleri arasında tam mısra yada beyik görünümünde olanlar vardır : Gönül düştü kediye, kedi benzer kadıya (duduya).

Türkler sözlü edebiyat dönemindeyken, kahramanlık hikayeleri devrinde atasözleri düşünceyi desteklemek amacıyla yanlız başlarına kullanılmıyor, metnin başına yada sonuna bağlı bulunuyorlardı. Kimi zaman aynı anlamdaki atasözlerinin yanyana kullanıldıklarıda olurdu. Oğuz ve Kırgız destanları bu tür örneklerle doludur. Bugün bile anadoluda hikaye anlatanlar bunlardan faydalanırlar. Elimizdeki en eski Oğuz metinleri Dede Korkut masallarıdır.

Ülkemizde atasözleri üzerine pek çok inceleme, derleme çalışması yapılmıştır.

Deyimler ile atasözleri arasında biçim, mecazi anlam yönünden benzerlikler vardır. Deyimler, cümle içinde kullanılarak söz arasında yer alırlar. Atasözleri ise kendileri cümle yapısındadır; bağımsız olarak kullanılabilirler. Deyimler ile atasözlerini birbirinden ayırmak için şu noktaya dikkat edilmelidir : Deyimler hüküm anlamını taşımazken, atasözleri – fiil almasalarda – hüküm ifade ederler.

Özdeyişler ile atasözleri arasında şu fark vardır. Özdeyiş (vecize)lerin söyleyenleri bellidir, atasözleri ise anonimdir, söyleyenleri belli değildir.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Menü
Giriş