Cizre’de Sözleşmeli Öğretmenlik Eylemi!

Ali Yalçın, sözleşmeli öğretmenlerin katılımıyla Cizre/Şırnak’ta yapılan eylemde, sözleşmeli öğretmenler için eşit özlük hakları ile kadro talebini dile getirdi, parçalanmış aileleri kavuşturacak düzenlemenin yapılması çağrısında bulundu.

Eğitim-Bir-Sen ve memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, öğretmenlerin işinden ve yerinden memnun olmasının, eğitimde kalitenin ve başarının artması anlamına geldiğini belirterek, “O hâlde, ucuz işçilikten ayrımsız ücretli öğretmenlik ayıbına da aileleri bölen, öğretmenin zihnini ailevi sorunlarla meşgul eden, aynı işi yapanlar içinde sosyal hiyerarşi üreten, hak ve ücretlerde haksızlıklara fırsat veren sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilmelidir. Yetkililerden, sözleşmeli öğretmenlerimizin aile hasretine son verecek, onları ailelerine kavuşturacak adımı atmalarını, ara tatilde belirleme hakkı vererek mahzun yüzleri güldürmelerini bekliyoruz” dedi.Ali Yalçın, sözleşmeli öğretmenlerin iştirakıyla Cizre/Şırnak’ta meydana getirilen eylemde, sözleşmeli öğretmenler için eşit özlük hakları ile kadro talebini dile getirdi, parçalanmış aileleri kavuşturacak düzenlemenin yapılması çağrısında bulunmuş oldu.Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının mağduriyetlerine artık ‘dur’ denilmesi gerektiğini kaydeden Yalçın, şöyle devam etti: “Bir öğretmen düşünün ki öteki tüm çalışanlar mesai bitiminde evine, ailesine giderken, o, aile hasreti kokan soğuk bir dört duvar içine doğru yürümektedir. Diğer tüm anne babalar çocuklarıyla hafta sonu planları yaparken, o, eş ve çocuk hasretiyle kahrolmaktadır. Hepimiz aklıyla, bedeniyle kendisini işine verip coşkuyla çalışırken, o, bedeniyle sınıfta, aklıyla uzak düşmüş yuvasındadır. İşte o, sözleşmeli öğretmendir ve tasavvurun ötesinde acı bir Türkiye gerçeğidir. Bugün bu alanda, sözleşmeli öğretmenlerimizle beraber, insan haklarına, adalete, hakkaniyete ve çalışma ahlakına aykırı bir uygulamaya, sözleşmeli istihdama son verilmesi talebimizi haykırmak için toplandık. Geleceğin nesillerini yetiştirmenin övüncünü yaşamak isteyen eğitimciyi ailesinden ayrı, çocuklarına özlem bırakan sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının mağduriyetlerine ‘dur’ demeye geldik. Bilinmelidir ki kamu hizmetlerinde kalite, süreklilik, kapsayıcılık ve güvenlik kadar, kamu görevlilerinin istihdam şekli, çalışma şartları, mali, toplumsal ve özlük hakları da önemlidir.”Sözleşmeli öğretmenlik, aynı kısır döngüyü yeniden kurup biroldukça değeri heba etmenin adıdırKamu görevlilerinin ‘genellik, adillik, eşitlik’ ilkelerine uygun hükümlerle muhatap olmasının ‘elit iş’ anlayışının bir gereği olduğunu ifade eden Yalçın, “Anayasanın, ‘asli ve sürekli nitelikteki kamu hizmetlerinin kamu görevlileri eliyle yürütülmesi’ gerektiğine ilişkin hükmü ortadayken ve aynı unvanda kadrolu statüde istihdam olmasına rağmen, eğitim-öğretim hizmetinde sözleşmeli öğretmen çalıştırılmasını kabul etmemiz mümkün değildir. Sözleşmeli öğretmen istihdamı, gerek sözleşmeli eğitimciler gerek istihdamı oluşturan kurumlar gerekse farklı statüdeki personelden aynı kamu hizmetini alan öğrenci ve anne babalar açısından ciddi sorun oluşturmaktadır. Sözleşmeli öğretmenlik, kabul edilmiş hatanın yineı, geçmiş sıkıntıları unutmanın, aynı kısır döngüyü tekrar kurup biroldukça değeri heba etmenin adıdır” şeklinde konuştu.Aynı görevi yapanlar arasında hak ve ücretlerde eşitsizlik kabul edilemezTürkiye’nin, 2005-2011 tarihleri içinde sözleşmeli öğretmen istihdamı deneyimini yaşamış olduğunı, söz mevzusu tarihler içinde 70 bin yöreında sözleşmeli öğretmenin istihdam edildiğini hatırlatan Yalçın, “ancak, kuruluş içi çalışma barışının bozulması, öğretmenlerin verimliliğinin düşmesi, Millî Eğitim Bakanlığı’na ve eğitim politikalarına olan güvenin azalması, sözleşmeli ile kadrolular arasındaki farklılıklardan doğmuş dava yükü ve hukuki karmaşa benzer biçimde sebeplerden dolayı eğitim-öğretim faaliyeti negatif etkilenmiş, 2011 yılında sözleşmeli öğretmenliğe son verilmiştir. Sözleşmeli öğretmenliğe son veren Kanun Hükmünde Kararname’nin gerekçesinde yer alan, ‘Sözleşmeli personel istihdamının; kamu hizmetlerinin etkili, verimli ve hızlı bir halde yürütülmesini sağlamadığı; uluslararası hukuka ve anayasaya aykırı bir halde, kamu mensubu içinde mali ve sosyal haklar ile öteki haklar arasında değişiklığa, eşitsizliğe, adaletsizliğe sebep olduğu’ şeklindeki tespitler bugün için de geçerlidir. Peki, aradan geçen vakit zarfında ne değişti de bugün sözleşmeli öğretmenlik dayatmasında ısrar ediliyor? Kimse bunun cevabını kamuoyuna ve eğitimcilere veremiyor ama bu mesele can yakmaya, mağdur etmeye devam ediyor. Yıllardır aynı şeyi söylüyoruz. Aynı vazifeyi yapan kamu görevlileri içinde hak ve ücretlerde eşitsizlik kabul edilemez. Aynı sınıfta aynı dersi anlatan, aynı okulda aynı isim ve vasıfla görev meydana getiren öğretmenler arasında ayrımcılık olmaz, olmamalıdır.  Aksi hâlde, çalışma barışı yara alır, iş verimi azalır. Anayasanın eşitlik ilkesi çiğnenir. Aynı işi yapan kadrolularla sözleşmeliler içinde fiili bir sıradüzen üretilir. Nitekim bu şekilde de olmuştur ve olmaktadır” ifadelerini kullandı.İşinden ve yerinden memnun öğretmen demek, eğitimde kalitenin ve başarının artması demektirSözleşmeli öğretmenlerin iş güvencesi, sosyal güvence statüsü, vergi dilimi, net ek ders ücreti, kademe-aşama ilerlemesi, görevde yükselme, unvan değişikliği, yurt dışı eğitim ve görevlendirme, mazerete ve isteğe bağlı yer değişikliği, harcırah, dil tazminatı, ölçü kadro fazlalığına dayalı süreçler, net hazırlık ödeneği benzer biçimde, aynı okulda, aynı sınıfta, aynı işi yaptığı kadrolu öğretmenlere sağlanan haklardan faydalanamadığına dikkat çeken Yalçın, şunları söyledi: “Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması anayasal hakları sınırlamakta, aile bütünlüğünü bozmakta, eşleri birbirinden, çocukları da ebeveynlerinden ayrı bırakmakta, öğretmenleri işi ile eşi içinde tercihe zorlamaktadır. Haklı taleplere, geçerli mazeretlere duyarsız yanlış istihdam politikası öğretmenlerimizin moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemekte, eğitimde verimliliği düşürmektedir. Kadrolu öğretmen mevzuatın verdiği güvenceyle aile bütünlüğünü sağlarken, sözleşmeli öğretmen ailesine kavuşacağı gün için şafak saymaktadır. Kamu istihdam politikalarına yön verenler, nitelikli kamu hizmetinin ancak iş ve iç huzuruna kavuşmuş, anayasal hakları tesis edilmiş kamu personeli eliyle yürütülebileceğini görmelidir. Eğitimciler, işi ile ailesi içinde tercihte bulunma zorunluluğundan kurtarılmalı, anasından babasından ayrı büyüyen çocukların aile hasretine son verilmelidir. İşinden ve yerinden memnun, mutlu öğretmen demek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere, istihdamda güçlük çekilen yerlerde eğitimde kalitenin ve başarının artması anlama gelir.”Ucuz işçilik ücretli öğretmenlik ayıbına da eşitsizlik ve haksızlık oluşturan sözleşmeliliğe de dur denilmelidirEğitimdeki başarının terörle mücadelede de en etkili yöntem bulunduğunu dile getiren Yalçın, “Okulda olması gereken çocukları dağda görmek istemiyorsak eğitimde teşvik sistemine geçmek zorundayız. Terör ancak eğitimle sona erer. Terör biterse kalkınma olur. Genç işsizliği azalır. Gençliğin enerjisi refaha, kalkınmaya, bölgenin gelişmesine harcanmış olur. O hâlde, ucuz işçilikten ayrımsız ücretli öğretmenlik ayıbına da eşitsizlik ve haksızlık oluşturan sözleşmeliliğe de dur denilmelidir. Aileleri bölen, öğretmenin zihnini aileyle ilgili sorunlarla meşgul eden, aynı işi yapanlar arasında toplumsal aşama üreten, hak ve ücretlerde haksızlıklara fırsat veren sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilmelidir” diye mevzuştu.Aileler kavuşturulmalı, ara tatilde tayin hakkı verilerek mahzun yüzler güldürülmelidir“Personel sisteminde bir devrim yapılmalı; iş güvencesi için, eşit işe eşit ücret için, çalışma barışı için, emekte performans, hizmette yüksek kalite için, tüm kamu sistemi kadrolu istihdamda birleştirilmeli, adaletsizlikler bitirilmelidir” diyen Yalçın, sözleşmeli öğretmenliğin bütünüyle terk edilmesi, mevcut sözleşmeli öğretmenlerin ivedilikle ekibe geçirilmesi icap ettiğini vurguladı.Ali Yalçın, Türkiye’nin gücü ve tarihi birikiminin, sahip olduğu inanç ve medeniyetin, insan onuru, aile ve emek konusundaki güçlü hassasiyetin, güvencesiz istihdamı kamuda terk etmeyi, aile kurumunu muhafaza etmeyi mecburi kıldığını kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı: “hepimiz, Türkiye’nin gerek mali gerekse fikrî gücünün en kısa süre içinde sözleşmeli öğretmenleri ekibe taşımaya, sözleşmeliliği tarihte ikinci defa kötü bir anı olarak bırakmaya yeteceğine inanıyoruz. Yetkililerden, sözleşmeli öğretmenlerimizin aile hasretine son verecek, onları ailelerine kavuşturacak adımı atmalarını, ara tatilde belirleme hakkı vererek mahzun yüzleri güldürmelerini istiyor ve bekliyoruz.” Kaynak: Cizre’de Sözleşmeli Öğretmenlik Eylemi! Sözleşmelilik bitmeli, Aileler birleşmeli

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Menü
Giriş