Çocuk Dostu Bir Müzenin Olmazsa Olmaz 9 Koşulu

“Şimdiki çocuklar çok şanslı! Bizim zamanımızda müzeler bu kadar çok sayıda, çok çeşitli ve kolay ulaşılabilir değildi. Hele böyle atölye çalışmaları, eğitimler sadece yurt dışında gördüğümüz şeylerdi. Okul gruplarına ya da eserin önünde sere serpe oturup resim çizen çocuklara imrenerek bakardık.” Bu cümleleri çok kere duymuş ya da sarf etmişsinizdir. Şimdiki çocuklar, müzelere ulaşım ve müzelerden yararlanma konusunda gerçekten zannettiğimiz kadar şanslı mı? Peki, müzeler çocuk dostu mekanlar mı? Bir müzenin çocuk dostu olup olmadığını nasıl anlayacağız? 

1.Müzenin fiziksel yapısı çocuklar için uygun mu?

Bir müze binası ya da kampüsü inşa edilirken her yaştan kişinin ulaşımı düşünülmüş olmalıdır. Fakat var olan yapıların da müzeye dönüştürüldüğü göz önüne alınırsa, fiziksel imkanları arttırarak telafi etmek ya da desteklemek mümkün olabilir. Yürümekte zorlanan çocuklar için servis araçları, pusetler ve küçük çocuklar için asansörler, uzun süre ayakta kalamayanlar için oturma ve dinlenme alanları, çocuklara uygun tuvaletler, bez değiştirme alanları, uygun ve ulaşılabilir beslenme olanakları gibi…

2.Çocuklara özel tasarlanmış bilgilendirme sistemleri mevcut mu? 

Bilgi panoları ve etiketler, çocuklara özel bir dille ve görsel tasarımla hazırlanarak, yetişkin bilgi sistemine entegre olacak biçimde sergi bazlı yenilenebilir. Eğlenceli, kolay okunur ve yalın bir dille yazılan, neşeli illüstrasyon ve grafikle tasarlanan bu etiketler ve bilgi panoları çocukların boylarına uygun yükseklikte yerleştirilebilir. Sesli bilgilendirme sistemlerine bir kayıt da çocuklar için eklenebilir. 


3.Eğitim programları var mı? 

Müzelerin en az sergileme fonksiyonları kadar önemli olan bir işlevi de eğitimdir. Güncel ya da sürekli serginin hatta müzenin kendisinin bir hikayesi ve bu hikâyeyi çocuklara anlatmak üzere özel bir çabası olmalıdır. Eğitim programları müzedeki bilgiyi kalıcı hale getirmekle kalmaz, aynı zamanda müzeye dair olumlu anılar ve nöral bağlantılar yaratılmasını sağlar. Müzede olumlu ve unutulmaz bir deneyim için eğitim programları olmazsa olmazdır. 

4.Eğitim programları pedagojik ilkeler gözetilerek tasarlanmış mı?

Sadece eğitim programlarının olması yetmez. Programın her adımı çocuğun bedensel duyumları, duyguları ve zihinsel kapasitesi gözetilerek tasarlanmalıdır. Program çocuğun beş duyusunu dikkate almalı; dokunabileceği, izleyebileceği, işitebileceği, koklayabileceği, tadabileceği materyal ve yöntemler kullanılmalıdır. Duygularını fark etmeleri ve ifade etmelerine olanak sağlamalıdır. Eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerine uygun sorularla ve yanıtlarla yapılandırılmalıdır. 


5.Eğitim programları uygulayıcılarının çocuklarla iletişimi nasıl?

Eğitim programlarını uygulayan eğitimciler, çocukla karşılaştıkları ilk anda gülümseyerek, samimi ve doğal ilgi göstererek onu kavrayabilir. Çocuğun ilk izlenimi ve “burası güvenli, bu abla/abi güvenilir” kabulü çocukla müze arasında bir bağ kurulmasını sağlar. Samimi ilgi gösteren, sağlıklı sınırlar koyan, uygun seçenekler sunan, çocuklarla göz göze ve tek tek iletişim kurabilen, çocukları gören, duyan, kapsayan bir eğitimci müzeye aidiyet geliştirmeleri ve yeniden gelmeyi istemeleri için tek başına yeterli bir sebep olabilir.  

6.Rehberli tur hizmeti çocuğa uygun bir şekilde yapılandırılmış mı? 

Çocukların askeri disiplinle, bir sıra içinde, arka arkaya dizildikleri, galerilere hızlıca girip çıktıkları, eserlerin önünden geçip gittikleri günler çok eskide kaldı.  Yeni nesil çocukların, yeni nesil müzelerde, sağlıklı sınırlar çizilmiş bir çerçeve içinde eğlenebilecekleri, hareket edebilecekleri, öğrenme sürecine bedenlerini, duygularını, düşüncelerini katabilecekleri etkinliklere ihtiyaçları var. Çocuklar, hiçbir ziyaretçiyi rahatsız etmeden, eğlenebilir, gülebilir, oynayabilir, drama yapabilir, resim çizebilir, çalışma kağıtlarını doldurabilir, masal dinleyebilir hatta dans edebilirler. 

7.Çocukla doğrudan iletişim kuran tüm personelin çocuklara yaklaşımı nasıl?

Çocuklar için müze deneyimi bir bütündür. Ana kapıdan giriş, bilet gişesi, galeriler, hediye dükkânı, kafe, restoran, bahçe, tuvalet, atölye alanı gibi her alanda karşılaştıkları kişilerin yaklaşımı yumuşak ve hassas olmalıdır. Çocukların, en az yetişkinler kadar müze tüketicisi/müşterisi/alıcısı oldukları unutulmamalı ve onları ikinci plana atan diyalog ve yaklaşımdan kaçınılmalıdır. Sıcak bir karşılama ile biletini alan, gülümseyen bir güvenlik görevlisi gören, sabırlı ziyaretçilere maruz kalan çocuk için, müze atmosferi yumuşak ve güvenli bir kodlama ile bellekteki yerini alabilir. 

8.Sergi tasarımı ve yerleşimi yapılırken çocuklar ne kadar hesaba katılmış? 

Müzelerde, çocukların gelişimsel olarak karşılaşmalarının uygun olmadığı eserler sergilenebilir. Bazı sergilerde bu işlerin olmadığı, çocuklara özel güzergahların oluşturulması mümkün olabilir. Çocuklar için seçilmiş işlere özel sergi izleme hattı ve uygun içerikler, çocuğun ruhsal ve zihinsel gelişimlerini destekleyebilir.

9.Ailesi ile tek başına gelen çocuk ziyaretçinin müze deneyimi düşünülmüş mü?

Grup rehberlikleri ya da atölye çalışmalarına katılmayan, ailesi ile gelen çocukların da müzede öğrenme deneyimi yaşama hakları ve fırsatları olmalıdır. Çalışma kağıtları, sesli bilgi sistemi, dijital aplikasyonlar gibi araçlar, çocukların müzede eserle baş başa kalarak öğrenmelerinde yönlendirici ve kolaylaştırıcı olabilir.  

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Menü
Giriş