Dışsal Motivasyon Nedir?

Dışsal motive edici faktörler arasında ebeveyn beklentileri, diğer güvenilir rol modellerinin beklentileri, bir çalışma dersinin kazanma potansiyeli ve notlar (bursların gelmesini sağlayan) yer almaktadır.

Dışsal olarak motive olan öğrenciler aşağıdaki gibi şeyler söyleyebilir.

  • “İşletme okuluna girmek için B- istatistiklerine ihtiyacım var.”
  • “Kimyadan kaçarsam bursumu kaybederim.”
  • “Bugünün sınavında başarılı olursak, hocamız bize donut getirecek.”

Avantajlar: Dışsal hareketlendiriciler davranış değişikliklerini daha kolay üretirler ve genellikle nispeten az çaba veya hazırlık içerirler. Ayrıca, dışsal motivasyon uygulama çabaları çoğu zaman bireysel öğrenciler hakkında kapsamlı bilgi gerektirmez.

Dezavantajları: Öte yandan, dışsal motive ediciler sıklıkla öğrencileri konuyu öğrenmekten alıkoyabilirler. Öğrenci davranışları için uygun ödüller ve cezalar tasarlamak zor olabilir. Çoğu zaman, belirli bir etki seviyesini korumak için zamanla ödülleri ve cezaları artırmak gerekir. Ayrıca, dışsal hareketlendiriciler tipik olarak uzun vadede çalışmazlar. Ödüller veya cezalar alındıktan sonra öğrenciler motivasyonlarını kaybederler.

Ayrıca, araştırmalar dışsal ödüllerin içsel motivasyon üzerinde olumsuz bir etkisi olabileceğini göstermektedir  . Bir dizi deneyde, psikolog Edward Deci’nin Soma adlı bir bilmeceyle iki üniversite öğrencisi grubu vardı. Çözdükleri her bilmecenin bir grubuna öğrenci ödendi; Diğeri değildi. Bulmacaları çözmek için ödenen grubun, denemenin hemen ardından bulmaca çözmeyi bıraktığını ve ödemenin sona erdiğini buldu. Ancak, ödemesi yapılmayan grup, deney bittikten sonra bile bulmacaları çözmeyi sürdürdü. Bulmacaları kendinden ilginç bulmuşlardı. Deci, bulmacaları çözmek için ödenen grubun bulmacaları da kendinden ilginç buluyor olabileceğini, ancak dışsal, parasal ödülün içsel ilgilerini azalttığını savundu.

Öğrenciler uslu durduklarında onlara, renkli bileklikler ya da eğlenceli çıkartmalar dağıtmak, terbiyeli olmayı teşvik etmek için etkili bir yol gibi gözükür. Küçük ödüller ve herkesin önünde övgü almak; dürüstlüğü, cömertliği ve benzeri iyi karakter özelliklerini özendirir diye bilinir ve okullar yıllardır, öğrencilerinde olmasını istedikleri özellikleri ortaya çıkarmak için bu ödüllere bel bağlamıştır.

Örneğin; Amerika New Jersey’deki Lincoln-Hubbard Okulu’nda öğretmenler, uslu duran ilkokul öğrencilerine üstünde “İyi bir şey yaparken yakalandım” yazan çıkartmalar dağıtırdı. New Jersey’deki Glenwood İlkokulu’nda iyi davranışlarda bulunan ikinci sınıf öğrencilerine haftanın sonunda oyuncaklarla takas edebilecekleri fasülyeler verilirdi. “Fasülye almanın birçok yolu vardı, mesela, öğretmene yardımcı olmak…” diyor Brian Smith, sınıf ödül sistemini hatırlarken. “Sistem, problemli çocukların değişmeyi istemelerini sağladı.”

“Ödüller çekici gelebilir,” diyor Missouri-St. Louis Üniversitesi profesörü ve yazar Marvin Berkowitz. Kolay ve işe yarıyor gözüküyor – özellikle de ulaşması daha zor olan çocuklarda — ve çoğu öğretmen; pekiştirilmiş davranışı tekrar etmeyi ve ceza ile sonuçlanan davranıştan kaçınmayı öneren bu “davranışçı” modele göre eğitim alıyor. “Ödül ve itibarı kolayca elde edebilmek konusunda iyi eğitilmiş yeni bir nesil büyütüyoruz,” diye yazıyor Berkowitz kitabında.

Ancak, onlarca yıldır devam eden azımsanmayacak sayıda araştırma, ödül vermenin yararsız olmasının yanı sıra aynı zamanda zararlı olduğu sonucuna vardı. Drive: The Surprising Truth About What Motivates Us (Dürtü: Motivasyon Hakkındaki Şaşırtıcı Gerçek)adlı kitabında Daniel Pink, dışarıdan gelen ödüllerin sebep olduğu yedi dezavantajı şöyle tanımlıyor: İçsel motivasyonu bozar, performansı sınırlar, yaratıcılığı azaltır, iyi davranışı bastırır, hile yapmaya teşvik eder, alışkanlık haline gelebilir ve kısa süreli bir zihniyet değişikliği yaratır.

“Rutin ve önemsiz görevler için ödül vermek kısmen etkili olabilir,” diyor Pink. Ancak Pink’e göre “özü itibariyle ilginç, yaratıcı ya da asil” olan görevler için ödül sunmak “tehlikeli bir oyun.” İyi davranışı teşvik etmek adına dışarıdan ödüller vermek, “eğitimcilerin kullandığı en kötü işe yaramaz karakter eğitimi uygulaması,” diye yazıyor kitabında.

Bazı okullar, araştırmaya kulak vererek ödül uygulamasından uzaklaşmaya başladı. Amerika Missouri’deki Northview Lisesi öğrencileri, iyi bir şey yapmanın karşılığında bilezik almıyorlar artık. Sorumluluk alanında üstün bir karakter sergileyen öğrencileri kutlayan “aylık ödül meclisleri” de ortadan kalktı diyebiliriz. Northview’un artık emekli olan müdürü Stephanie Valleroy’un yönetiminde okul, iyi davranışı ödüllendirmekten ve onaylamaktan kesin olarak uzaklaştı.

Valleroy, okulun kültürünü değiştirmeye 2007’de, ekibindeki bazı eğitmenlerle karakter eğitimi konferanslarına katıldıktan sonra karar verdi. Öğrendiklerinden – özellikle de ödüllerin yıpratıcı etkisi hakkında – aldığı ilham, Northview’a döndüğünde “karakter eğitimi komitesi” ve “okul liderlik takımı” kurmasını sağladı. Valleroy, bunlar için personel alımına ihtiyaç duyduğunu biliyordu ve bu yüzden birkaç yıl boyunca, eğitimcileri karakter üzerine konferanslara gönderdi. Birlikte, ders planlarını; karakter gelişimini müfredatın her yönüne dahil edecek şekilde düzenlediler ve okul içi ağ üzerinden yeni planları paylaştılar. Valleroy ayrıca, karakteri merkeze koyan yeni bir misyon bildirisi hazırlamak için okulun eğitim kadrosuyla birlikte çalıştı.

Ödül sisteminin kaldırılmasının bazı öğretmenler için başta zorlayıcı olduğunu, “‘Ne demek artık Northview bilezikleri dağıtmıyoruz?’” diye sorduklarını söylüyor Valleroy. Onlara cevabı şu olmuş: “Dağıtmıyoruz işte.” Ebeveynler ise durumu kolayca benimsemiş; değişimi yaptığında, yirmi yılı aşkın süredir görev başındaymış Valleroy, bu yüzden de ebeveynlerin ona olan güveni tammış.

Öğretmenler ödül dağıtmak yerine, çocuklarla gerçekten ne hissettikleri hakkında konuşarak onlara ulaşmaya çalıştılar. “Çocuklarla, kalplerindeki gerçek motivasyonlarının ne olduğuyla ilgili sürekli olarak konuştuk,” diyor Valleroy. Öğretmenler “bunu yapma,” demektense öğrencilere; okulun saygı, sorumluluk ve çalışma ahlakına dayanan misyon ve kurallarını hatırlattı. Öğretmenler öğrencilere sıklıkla, “Bu konuda senin sorumluluğun nedir?” diye sordu. Okul aynı zamanda çocukların; okula, topluma, ülkeye ya da dünyaya destek olan bir projeye katılma gerekliliğini müfredata kattı. Teşvik edici özel sözler, aylık ödül meclislerinin yerini aldı. “Çocukları yanıma çeker ve onlara şöyle derdim: ‘Çok iyi bir iş çıkardığını biliyorum.’ Ama bunu asla toplum içinde yapmazdım,” diyor Valleroy. “Bu sadece bir yorum olurdu, bir sınav değil.”

“Ödüllendirme sistemi ortadan kalktığında çocuklar bu durumu fazla umursamamakla kalmadı, karaktere dayalı öğrenme yaklaşımını da memnuniyetle karşıladılar,” diyor Valleroy. Öğretmenler, öğrencilerin kendi aralarında sorumluluk sahibi ve saygılı olmakla ilgili konuştuklarına kulak misafiri olmaya başladılar. Genelde sınıfta sessiz kalan öğrenciler sıklıkla söz almaya başladı ve sınıf arkadaşlarına yardım etme konusunda daha hevesli hale geldiler. Valleroy’a göre, başkaları için bir şeyler yapmanın heyecan verici başka bir etkisi de oldu: Öğrenciler başkalarına yardım etmekten keyif almaya başladı ve paylaşmaya değer yetenekleri olduğunun farkına vardılar. “Akademik becerileri ve dikkatleri ve akademik eğitime katılma istekleri muazzam biçimde arttı,” diye konuştu Valleroy.

“Bu başarının en büyük kaynaklarından biri ödüllerden vazgeçmekti,” diye ekliyor.

Okulun ödülsüz karakter eğitimini benimsemesinin en kayda değer tarafı da, Northview’un yalnızca özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklara hizmet veriyor olması; okuldaki 180 öğrencinin tamamı, ana akım okulların sağlayamayacağı bir desteğe ihtiyaç duyuyor. Özel eğitim alan öğrencilere, normalde olduğundan da fazla geçici ödül verilmesi yaygın bir yöntem. “Özel eğitimde dışsal ödüller kullanmak yaygın bir uygulama ve bizim daha önce yaptığımız da aynen buydu,” diyor Valleroy.

“İlginçtir ki, değişime en olumlu tepkiyi verenler, duygusal açıdan en hassas olanlardı. Yani öğretmenleri en çok zorlayan ve çoğunlukla da ödüllerle kontrol edilebilen öğrencilerdi,” Bu öğrenciler “başkalarına yardım etme eğitiminin” bir parçası olarak diğer sınıflara yardımcı olmak istedi ve diğer çocuklarla doğal bir lişki kurmaya başladılar. Valleroy, liderlik yolunda adım adım ilerlediklerine şahit oldu ve birçoğu mezuniyette ne kadar geliştiklerinden bahsettiler. “Gelişimlerini görmek inanılmaz bir tecrübeydi,” diyor Valleroy.

Valleroy emekli olduktan sonra, görevin başına Brian O’Connor geldi ve o da, karakter gelişimi ile içsel motivasyonu ön planda tutmaya devam etti. Okulun popülasyonu güçlüklere yabancı değil: Northview Lisesi’ndeki çoğu öğrenci, ücretsiz ya da indirimli öğle yemeği hakkına sahip ve öğrencilerin büyük bir bölümü koruyucu ailelerle yaşıyor. “Tüm bu zorluklara rağmen, öğrencilerin yüzde 89’u mezun oldu, yüzde 87’si okulda güvende hisettiğini söyledi ve katılım oranı yüzde 90 civarındaydı,” diyor Valleroy.

“Diğer okullar da ödüllendimeyi bırakabilir. Köklü bir değişim olur bu. Ama kesinlikle yapılabilir,” diye ekliyor Valleroy.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Menü
Giriş