İş Yerinde Çalışmaktan Evde Çalışmaya Geçişi Kolaylaştırmak

nülden ırak” anlayışı uzaktan çalışan insanlar için gerçek bir soruna dönüşebilir,” diyor uzaktan iş bulma sitesi FlexJobs’un kurucusu Sara Sutton. “En iyi uzaktan çalışanlar, çalışma arkadaşlarıyla ve yöneticileriyle düzenli olarak çok çeşitli araçlarla iletişim kuranlardır.”

Evden Çalışmak “Gerçek Bir İştir”

Evden çalışmayla ilgili başka öneriler de bulunuyor. Örneğin etrafta pijamayla dolaşabileceğiniz, öyle dolaşmanız gerektiği anlamına gelmiyor. “Duşunuzu alın ve giyinin. Gerçek bir iş yapıyor gibi hareket edin.”

Eğer bir ev ofisiniz yoksa, yalnızca iş için kullanabilceğiniz özel bir alan yaratmak için elinizden geleni yapın. “İnsanlar uzaktan çalışmaya başladıklarında donanımlı bir ev ofisi alanına sahip olmadıklarında verimliliklerinde geçici bir düşüş yaşayabiliyorlar,” diyor Sutton.

Bu yüzden dizüstü bilgisayarınızla yatağınıza uzanmak yerine daha planlı bir şey deneyin. Örneğin dikkat dağıtıcı her şeyden uzak bir köşeye küçük bir masa ya da sehpa taşıyabilir, üzerine bilgisayarınızı yerleştirip dik bir sandalyede oturabilirsiniz.

Bu aynı zamanda birlikte yaşadığınız insanlara da çalıştığınız mesajını verecektir. “Evinizin içinde aile bireylerinizin anlayacağı sınırlar yaratın. Mesela, ‘Eğer kapı kapalıysa, ben yokmuşum gibi davranın’ diyebilirsiniz” diyor Georgia Üniversitesi psikoloji profesörü Kristen Shockley.

Sadece işe ayrılmış ve konsantre olmanızı sağlayabilen bir çalışma alanında uzaktan çalışmanın faydalarından yararlanmak daha kolaydır. Geçtiğimiz yıl 7000 çalışan üzerinde yapılan bir araştırmada, çalışanların yüzde 65’i evden daha verimli çalıştıklarını dile getirdiler. Bunun başlıca sebepleri olarak iş arkadaşları tarafından daha az bölünmek, daha az ofis kuralı ve işe gidip gelmenin sebep olduğu streste azalma gösterildi.

Ancak gününüzü parçalara bölmek de önemli. Aynı araştırmada evden çalışmakla ilgili en çok dile getirilen şikayet ise mesai bittikten sonra rahatlayamamak. Eğer evden işe gidip gelmiyorsanız ya da fiziksel olarak bir ofise girip çıkmıyorsanız, bir iş gününe sınır koymanız kolay olmayabilir. Shockley’nin bazı önerileri var: “Sabahınıza 20 dakikalık bir kahve saati ile başlayabilir ve gününüzü işten hemen sonra egzersiz yaparak bitirebilirsiniz.”

Yalnız Hissetmekten Kaçının

Yine de ofisten ev ortamına geçişin ani ve zorunlu olması sebebiyle bu değişime alışmakta zorlanabilirsiniz. Üstelik koronavirüs salgını dolayısıyla insanların ne kadar süre evde olcağının belli olmaması da ekstra sorunlar doğuruyor. Örneğin okullar kapalı olduğu için evde çocukları olan ebeveynler için çalışmak kesinlikle daha zor olacaktır. Daha fazla anlayışa ihtiyaç duydukları için bu insanların yöneticileriyle yakın iletişim içinde olmaları çok önemli.

Uzun süreli yalnızlık da morali ve üretkenliği etkileyebilir. Bu nedenle Larson, insanların ekip olarak normal hayatın ve iş arkadaşlıklarının devam ettiğini hissetmenin geleneksel olmayan yollarını bulmalarını öneriyor. Slack ya da Skype üzerinden sanal pizza partileri yapmak ya da uzaktan bir içeceği paylaşmak gibi.

“Bunlar bağ kurmanın güzel yolları. Biraz garip gelebilir ama şu an herkes zaten garip hissediyor. Üstelik bunlar eğlenceli şeyler. Bu ‘hepimiz aynı şeyi yaşıyoruz’ hissi verir. Bu sayede oldukça zorlu bir ortama biraz hafiflik ve komiklik katabilirsiniz,” diyor Larson.

Moralleri Yüksek Tutun

Unutmayın stresli günler yaşıyoruz. Negatif haberlerin baskısı, sevdiğimiz hasta ya da yaşlı insanlar hakkında duyduğumuz endişeler ya da stok yapma güdümüzü engellemeye çalışmak gibi duygular, iş mailleri yanıtlama isteğinizi ortadan kaldırabilir. Ancak iş arkadaşlarınızla iletişime ne kadar emek verirseniz, sizi depresyona sürükleyebilecek yalnızlık duygusundan o kadar çabuk kurtulabilirsiniz.

Larson’a göre bunun en iyi yolu video aramalar, düzenli yönetici kontrolleri – özellikle yalnız yaşayan çalışanlar için – ve sadece iş amaçlı olmayan düzenli görüşmeler yoluyla mümkün olduğu kadar fazla yüz yüze online etkileşim.

Eğer yöneticiyseniz açık iletişimi sağlamak sizin işiniz olmalı. Ayrıca moralleri yüksek tutmak da çok önemli. “Bugünlerde strese girmek ya da depresif olmak hiç zor değil,” diyor Larson. Eğer yöneticiyseniz stres ve zorluk yaşandığını kabul edin ve esas işinizin bir ekibe moral veren lider olmak olduğunu unutmayın.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Menü
Giriş