“Şifrepunk”

Özgürlüğün ve İnternetin Geleceği Üzerine Bir Tartışma “Şifrepunk”

Bu teknolojinin denetlenmesinin iyi bir fikir olduğuna katılmakla birlikte, yurttaş çıkarlarının iktidardaki kişilerin çıkarlarına karşı nasıl savunulacağı konusunda şüphelerim var.

İnternet, GSM ya da ortam dinlemede gelinen son noktanın, “Önce her şeyi kaydet, sonra analizlerle ayıkla.” olduğunu gören Wikileaks’in kurucuları oturup meseleyi konuşuyorlar. İnternetin hem ön yüzüne hem arka yüzünü bilen dinleme meselesine her yönden kafa yoran beş kişi, olan biteni anlamaya çalışıyor. Kendilerini ilgilendirdiği kadar bize de fayda verecek konuşmalar yapıyorlar. Konuşmaları kitaplaştırdıkları “Şifrepunk” isimli kitaptan altını çizdiğimiz yerleri sıralıyoruz:

Julian: Devlet, yeni toplumun kılcal damarlarına ve ana arterlerine sülük gibi nüfuz ederek, yapılan bütün görüşmeleri, okunan bütün internet sayfalarını, gönderilen bütün mesajları, google’de aratılan bütün kavramları yutacak, sonra da hayal bile edilemeyecek denli sınırsız bir güç sayesinde her gün milyarlarca filtreleme sonucunda elde ettiği bu bilgiyi, devasa gizli depolarda sonsuza dek saklayacak.

Bugün kitlesel gözetlemenin ticarileşmesi sayesinde herkes, neredeyse bütün devletler bunu uygulayabiliyor. Üstelik bugün çok daha kuşatıcı, çünkü kişiler bütün siyasî fikirlerini, aile bağlarını ve arkadaşlıklarını internete koyuyorlar. Dolayısıyla durum haberleşmenin daha fazla gözetim altına alınmasından ibaret değil; problem bugün haberleşmenin daha yoğun olması. Önceden şahsî alanda gerçekleşen bütün iletişim biçimleri, bugün kitle gözetimine tâbî.

Sistemin içinde topladıkları bilginin gücü, bu bilgi temelinde oluşmaya başlayan gölge devletler, bunların kendi aralarındaki bilgi değiş tokuşu, birbirleriyle ve özel sektörle kurdukları bağlar bir tarafta; diğer taraftaysa insanlığın kendi adına söz söyleme aracı olan internetle birlikte, ortak alanın genişlemesi olgusu. Bu ikisi arasında bir çakışma var.

Andy: Eskiden bir kişi diplomatik konumu, çalıştığı firma gibi nedenlerle veya hakkında şüpheli bir durum olduğunda hedef haline gelirdi, o zaman bu kişiye gözetim uygulanırdı. Oysa günümüzde, “Önce her şeyi kaydedelim, daha sonra ayıklarız.” demek daha verimli görünüyor.

Julian: On yıl öncesine kadar bunun fanteziden ibaret olduğu düşünülüyordu, yalnızca paranoyak kişilerin inanacağı bir şey deniyordu. Bugün kitlesel dinlemenin maliyeti öyle düşük ki Libya gibi sınırlı kaynaklara sahip bir ülke bile Fransız teknolojisiyle bunu başarabiliyor. İşin aslı, çoğu ülke dinleme konusunda zaten bu seviyeyi yakalamış durumda. Siemens daha şimdiden istihbarat kuruluşlarına otomatik eylemleri devreye sokan bir platform satıyor. Yani, hedef A ile hedef B seyyar izleme kayıtlarına göre birbirine şu kadar metre yaklaştıklarında, hedef A belli bir anahtar kelimeyi ihtiva eden bir e-posta alacak olursa, istihbarat merkezinden belli bir hareket için komut verilecek. Gidişat bu yönde.

Jeremie: Gözetimle denetimi birbirinden ayırmak zor.

Jacob: Bunu sıradan insanlara anlatmanın yolu, teknik olmayan bir dil kullanmaktan geçiyor. Örneğin, interneti kurduğumuzda yol inşa edecek olsaydık, her yola polis dışında kimsenin erişemeyeceği gözetleme kameraları ve mikrofonlar koymamız gerekirdi.

Andy: Ama bazıları var ki yol inşaatıyla falan uğraşmadan ortaya bir bahçe seriyor ve herkesi bütün çıplaklığı ile bahçeye gelmesini istiyor. Böylece facebook dediğimiz bir şey ortaya çıkıyor.

Jeremie: Şurası bir gerçek ki günümüz teknolojisi, iletişimin topyekûn denetlenmesine imkân veriyor. Yani buna karşı ne yapmalıyız? Savcılar, kötü adamlar ve hukuk düzeni… Bana kalırsa burada bize düşen rol, teknolojinin genel olarak nasıl çalıştığını, siyasiler dahil herkese anlatmak.

Julian: Stratejik denetim, suçlu olup olmadığına bakmaksızın herkesin denetlenmesi demektir. Düzenin çekirdeği bu. Devletin casusluk faaliyetlerini ifşa etmek için gerekli siyasî iradeyi bulmak her zaman çok güçtür. Üstelik teknoloji öylesine karmaşıktır ve öylesine gizli uygulanır ki, ciddi anlamda demokratik denetim imkansız gözüküyor. Karmaşıklık ve gizlilik bir araya geldiğinde ortaya zehirli bir karışım çıkıyor.

Jeremie: Evet, tıpkı nükleer silahlar gibi.

Andy: Hükümetlerin bile gözetleme alanında çıkarları var. Onlara muzır işlerde kullanmaları için gözetleme techizatı veriyor dahi olsanız, bundan elde edeceğiniz bir fayda var. Çünkü onların neyi dinlediği, nelerden korktukları, ülkede hükümete muhalefet eden, siyasî olayları düzenleyen en önemli kişilerin kimler olduğunu öğrenebilirsiniz. Böylelikle gelecekteki gelişmeleri tahmin edebilir, bir takım girişimleri destekleyebilir veya engel olabilirsiniz. Bu noktada ülkeler arasında dönen kirli işlerin sahasına giriyoruz ki, gözetleme sistemlerinin denetime tabi olmamasının gerçek sebebi de budur.

Bu teknolojinin denetlenmesinin iyi bir fikir olduğuna katılmakla birlikte, yurttaş çıkarlarının iktidardaki kişilerin çıkarlarına karşı nasıl savunulacağı konusunda şüphelerim var. Buna hükümetler de dememeli bence.

Julian: Mesela, Avustralya ve ABD buğday ihracatı için rekabet ediyor. İhracata taraf olan herkesi izlemeye alırlar. Bu durum uzun zamandır böyle. En az 10 yıldır göz önünde cereyan ediyor. Ama nasıl olsa olan olmuştur diyerek, görmezden geliniyor.

Julian: Yaklaşan kara ütopyasına karşı tek etkin savunma yöntemi, bana kalırsa, mahremiyetinizi korumak için kendi önleminizi kendiniz almanız. Çünkü her şeyi gözetleme yeteneğine sahip kişiler, kendilerini kısıtlamak yönünde herhangi bir girişimde bulunmuyorlar. Bununla tarihî bir analoji kurmak istersek, insanların ellerini yıkamayı nasıl öğrendiklerine bakabiliriz.  Bunun için hastalığın mikroplardan kaynaklandığı teorisinin halk arasında yayılması gerekiyordu. Bugün de aynı şekilde gözle göremediğimiz kitlesel bir gözetleme söz konusu.

(Ömer Demir)

https://insanvehayat.com/

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Menü
Giriş